Hızlı Randevu-0 372 253 68 41 - GSM: 0 532 490 52 12 Op. Dr. Hasan Çağlar GÜROL - Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Akupunkturist

Akupunkturun Bilimsel Temelleri

bilimseltemel

Akupunkturun bilimsel bir tedavi yöntemi olup olmadığının değerlendirmesinde iki yöntem düşünülebilir: ilk olarak akupunktur tedavisinin etkili olup olmadığının araştırılmasıdır. İkincisi ise akupunkturun nokta ve meridyenlerinin, deri üzerindeki diğer noktalardan farklı özelliklere sahip olup olmadıklarının araştırılmasıdır. Buna bağlı olarak meridyenlerin varlığı ve varsa ne gibi bir fonksiyon yürüttükleri yine akla gelen sorulardır. Sağlıklı kişilerde bu meridyenlerde kesintisiz bir şekilde “chi” enerjisi dolaşır. Bu meridyenler, arter ve venler gibi röntgen teknikleri ile içlerinden birtakım sıvıların geçirilmesi ile tespit edilemezler. Ancak (Teknisyum99) bazı izotopların enjeksiyonu ile kanalların varlığı ispatlanmıştır.

Robert O. Becker, kanalların varlığını bazı elektrik ölçümleri ile göstermiştir.  Meridyenler noktaların birleşmesi ile oluşmuştur. Bu meridyenlerde elektrik akımının geç direnç yani impedans daha düşüktür. Yaklaşık 1000 meridyen noktası bulunur. Bu noktaların 300-350 tanesi tedavide kullanılır.

Akupunkturun etkileri aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Analjezik Etki, Homeostatik Etki, İmmüniteyi Arttırıcı Etki, Sedatif Etki, Psikolojik Etki, Motor İyileştiri Etki

1-ANALJEZİK ETKİ: Ağrının giderilmesi etkisidir. Ağrı mevcut olması muhtemel bir doku harabiyeti ile birlikte görülen subjektif bir duygu tecrübesidir. Akupunkturun ağrı azaltmasında 3 teori üzerinde yoğunlaşılmıştır. Bunlar;

a- Gate Kontrol (Kapı Kontrol) Teorisi

b- Nosiseptif Afferent Teorisi

c- Endorfin Teorisi

a- Gate Kontrol Teorisi:1965 yılında Melzack ve Wall bu teoriyi ortaya koymuştur. Akupunktur iğnesi ile kalın myelinsiz A delta lifleri uyarılarak, substansiya gelatinosadaki C grubu ince miyenli sinir lifleriyle spinal korda ulaşan ağrı sinyallerinin giriş kapılarını kapar. Ayrıca akupunktur iğnesi dokunma ve basınç reseptörlerini de uyarır.

b- Nosiseptif Afferant Sistem Teorisi:Akupunktur iğnesi yoluyla mekanoreseptörler uyarılır, bu uyarı nosiseptif afferent lifler üzerinden diğer ağrı impusunun inhibe  ederek yukarı taşınmasını engeller. Fizik tedavideki vibrasyon, elektribel uyarı, ağrıyan yere masaj yapılması da aynı teori ile açıklanabilir.

c- Endorfin Teorisi: İskelet kaslarının ağrıları Meridyen tedavisi ile giderilirken endorfin sistemi aktive olur. Özel noktolar uyarılınca, hipofiz bezine bu uyarılar ulaşır, böylece endorfinler salınır. İnsandan izole edilen endorfinin morfinden 50 defa daha kuvvetli analjezik etkisi olduğu saptanmıştır. Endorfinler ağrı merkezlerine ağrının geçişini önlerler.

2-HOMEOSTATİK ETKİ: Homeostazi vücuttaki şartların sabit şekilde korunması demektir. Otonom sinir sistemi iç organların çalışmalarını sürekli ve otomatik olarak kontrol eder. Biz hiç düşünmeden, bir plan yapmadan dolaşım, boşaltım, solunum, sindirim ve diğer pek çok sistemimiz bu otonom sinir sistemi sayesinde tıkır tıkır çalışır. Akupunktur otonom sinir sistemi üzerinden homeostazi sağlar, damar sistemini düzene sokar, kalp atışını düzenler, terlemeyi ve vücut sıcaklığını ayarlar, idrar ve gayta atılımını düzene sokar.

3-İMMÜNETİYİ ARTIRICI ETKİ: Akupunktur kesin araştırmalarla gösterilmiştir ki, lökosit sayıları, opsoninler, kininler ve antikor seviyeleri üzerinde değişiklik yaparak vücut direncini artırır.

-Lökosit sayısı akupunktur uygulandıktan üç saat sonra artar ve bu artış 24 saat devam eder. Karaciğer RES hücrelerinin fagositik aktivitesi tedaviden sonraki 6. günde %50, 12. günde ise %65 oranında artış göstermiştir.

-LI4 (Kalınbarsak4) ve St36 (Mide 36) noktalarının uyarılması ile T-helper hücrelerinin sayısında artış gözükmektedir.

-Dolayısıyla akupunktur, hem hücresel (fagositoz), hem de homoral (antikorlar) üzerinden immün sistem aktivitesini artırırlar.

-Texas Medical School’dan Kahan, Mont Pellier-Neimes ve MD J. Bossy immün sistemin kontrol ve düzenleme mekanizmalarının akupunkturun Yin-Yang kavramına denk geldiğini pek çok çalışmayla desteklemişlerdir.

-İmmün sistem ile akupunkturun en önemli birleşme kavşağı sinir sistemidir. Sinir sistemi hem immün sistemi modüle eder, hem de akupunktur mekanizmasında yol alır.

4- SEDATİF ETKİ: Akupunktur uygulanan bir kişinin beyin dalgaları (EEG’si)  incelendiğinde delta ve theta dalgalarının azaldığı net bir şekilde saptanır. Bu sebeple uyku bozuklukları tedavisinde akupunktur çok iyi neticeler verir. Akupunktur tedavisinin beyin dalgaları üzerinde yarattığı bu değişiklikler sebebi iledir ki, bu tedavi fobiler, ilaç bağımlılığı, uykusuzluk, anksiete, davranış bozuklukları, epilepsi gibi durumlarda başarı ile uygulanmaktadır.

5- PSİKOLOJİK ETKİ: Akupunktur uygulamaları beyinde dopamin ve endorfin salgısını arttırarak sakinleştirici ve yatıştırıcı etki gösterir. Anksrete ve depresyon tedavisinde de son derece etkilidir.

6-MOTOR İYİLEŞTİRİCİ ETKİ: Bazı motor fonksiyon bozukluklarına (kısmi felçlere)  sahip kişiler tedavi sonrası fonksiyon artışı gösterebilirler.

Akupunkturun Bilimsel Temelleri